dersistan

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Bağdaşıklık Bağlaşıklık Bağlam

e-Posta Yazdır PDF

BAĞDAŞIKLIK

Dil öğelerinin (ek, kelime ve kelime grupları) aralarında oluşturdukları anlam bağıntılarına bağdaşıklık denir. Kelimelerin yeni bir anlam ifade etmek için yan yana gelerek oluşturdukları söz gruplarına bağdaştırma denir. Bağdaşıklık cümlelerde aşağıdaki durumlarda etkili olarak anlam bozukluklarını engeller.

1. Birbiriyle çelişen ifadelerin bir arada bulunmasını ve bundan doğabilecek anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek: Sanırım bu işi mutlaka kabul edecektir. >>

Bu işi mutlaka kabul edecektir veya Sanırım bu işi kabul edecektir.

Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.>>

Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar aldınız veya Gönderdiğim paketi bugüne kadar almış olmalısınız.

2. Olumlu ve olumsuz durumlarda kullanılacak fillerin karıştırılmasını ve bundan doğabilecek anlatım bozukluklarını engeller: ( Olumlu durumlar için: sağladı, vesile oldu, sağladı; olumsuz durumlar için ise: neden oldu, sebep oldu, yol açtı vb. fiiller kullanılır.

Örnek:

Bana yardım ederek kısa sürede işi bitirmeme sebep oldu. ==>

Bana yardım ederek işi kısa sürede bitirmemi sağladı.

Laf taşıyarak aralarının bozulmasına katkıda bulundu. ==>

Laf taşıyarak aralarının bozulmasına sebep oldu.

3. Cümlenin kurumundaki mantık hatalarını ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

Sigara içmeye devam ederseniz ölürsünüz hatta kanser bile olursunuz. ==> Sigara içmeye devam ederseniz kanser olursunuz hatta ölürsünüz.

Bırakın düşmeden yürümeyi koşamaz bile o.==>

Bırakın koşmayı düşmeden yürüyemez bile o.

4. Yakın sesli ve ya yakın anlamlı kelimelerin anlamlarının birbiriyle karıştırılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

Başvurduğu işyerinden son öğretim durumunu gösterir belge istediler. ==> Başvurduğu işyerinden son öğrenim durumunu gösterir belge istediler

Yunus'un saçları büyümüş. ==> Yunus'un saçları uzamış.

5. Deyimlerin yanlış kullanılmasını ve bundan kaynaklanacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek: O kadar sinirliydi ki yüzünden dökülen bin parçaydı. ==>

O kadar sinirliydi ki yüzünden düşen bin parçaydı.

Çocuk, arkadaşlarının dediklerine kulak astığı için bu duruma düştü.==>

Çocuk arkadaşlarının dediklerine kulak asmadığı için bu duruma düştü.

Adam hâkimin odasının önünden geçerken içeriye göz gezdirdi.==>

Adam hakimin odasının önünden geçerken içeriye göz attı.

 

 

BAĞLAŞIKLIK

Bir metinde dil öğelerinin (ek, kelime ve kelime grupları) dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesine (cümle oluşturulmasına) bağlaşıklık (dil bilgisi bağıntısı) adı verilir. Bağlaşıklık cümlede aşağıda unsurların gerçekleşmesinde etkilidir.

1. Bağlaşıklık cümlede anlam belirsizliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluğunu engeller.

Örnek:

Geleceğini annemden duydum.==>

"Onun geleceğini annemden duydum." ve ya "Senin geleceğini annemden duydum."

Yarışmada birinci olduğuna sevindim. ==>

"Senin yarışmada birinci olduğuna sevindim." Ya da "Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim."

2. Eklerin eksik veya yanlış kullanılmasına ve bundan doğacak anlatım bozukluğuna engel olur.

Örnek:

Bu çocuklar fakir ülkenin, savaş nedeniyle gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.==> Bu çocuklar fakir ülkenin, savaş nedeniyle gerekli eğitimi alamayan çocuklarıdır.

Senin en sevdiğim yanın derslerine düzenli çalıştığındır. ==>

Senin en sevdiğim yanın derslerine düzenli çalışmandır.

3. Dolaylı tümleç eksikliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek: Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirip, en iyi imkânları sağladı. ==>Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirip onlara en iyi imkânları sağladı.

Burada daha çok eski arkadaşlarını arıyor, hasret duyuyordu. ==>

Burada daha çok eski arkadaşlarını arıyor, onlara hasret duyuyordu.

4. Nesne eksikliklerini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek: Televizyona çok bakıyor, akşama kadar kapatmıyor.

Televizyona çok bakıyor, televizyonu akşama kadar kapatmıyor.

Herkesin fikrine saygı gösteriyor, dinliyor.

Herkesin fikrine saygı gösteriyor, onları dinliyor

5. Özne eksikliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

Kapıya dayanmayın, dün boyandı. ==> Kapıya dayanmayın, kapı dün boyandı.

Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış==> Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, nüfusumuz bir hayli artmış.

6. Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılmasını ve bundan doğan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

Ekşiyi az, acıyı ise hiç sevmezdi ==> Ekşiyi az sever, acıyı ise hiç sevmezdi.

Kitap için kendine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi. ==>

Kitap için kendine verilen paranın eksik olduğunu ve yeterli olmadığını söyledi.

Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil. ==>

Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı verdi belli değil.

7. Kelimelerin cümle içinde yanlış yerde kullanılmasını ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek: Alınan bu karar savaşta askerin daha çok ölmesine neden oldu ==> Alınan bu karar savaşta daha çok askerin ölmesine neden oldu.

İzinsiz inşaata girilmez ==> İnşaata izinsiz girilmez.

8. Gereksiz kelime kullanılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek: Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle birlikte gitmiş. ==> Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle gitmiş

Yüksek sesle bağırmana gerek yok ==> Bağırmana gerek yok.

9. Tamlama yanlışlıklarını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek: Kaza yerine birçok askerî ve polis aracı geldi ==> Kaza yerine birçok askerî araç ve polis aracı geldi

Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi ==> Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi

10. Etken ve edilgen fiillerin bir arada kullanılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır. ==>"Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koymalıdır." veya Bütün yemekler hazırlanarak bir kenara koyulmalıdır.

Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.>> Bazı yolcuların giriş işlemleri yapılmaya başlandı.

11. Ek fiilin kullanılmamasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

Boyu kısa bedeni de pek biçimli değildi.==> Boyu kısaydı bedeni de pek biçimli değildi.

O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi. >> O yaşlı şair geleneklere bağlıydı, ama yeniliklere kapalı değildi.

12. Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti. >> Hiç kimse okula gelmedi, herkes geziye gitti.

Annem hiçbirimizi azarlamaz, severdi. >> Annem hiçbirimizi azarlamaz, hepimizi severdi.

Her gün okula geç geliyor, erken gelmiyor. >> Her gün okula geç geliyor hiç erken gelmiyor.

Herkes konuşuyor, ders dinlemiyor. >> Herkes konuşuyor, hiç kimse ders dinlemiyor.

 

BAĞLAM

Türkçe Sözlük bağlam için şu karşılıkları veriyor:

1.Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst.

2-Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce ve sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen birim veya birimler bütünü.

Bağlamın, bir dilbilim terimi olarak yukarıdaki anlamlarıyla ele alıyoruz. Çünkü anlamlı en küçük dilbilimi olan kelimeler (göstergeler), bir bağlamda anlam ve değer kazanır. Bunu şöyle açıklayabiliriz:

Tahtada "el" kelimesinin yazılı olduğunu varsayalım. Acaba bu kelimenin gerçek anlamda mı yoksa mecaz anlamda mı; tutma organı mı yoksa, "yabancı" karşılığında mı kullanıldığını söyleyebilir miyiz? Elbette söylemeyiz; çünkü bu kelime bir bağlamdan (ortamdan) yoksundur. Kelimenin hangi anlamı yüklendiğini biz ancak bir bağlamla anlayabiliriz. Bu, bütün dil göstergeleri için geçerlidir.

El elin eşeğini türkü söyleyerek arar.

Bir elin nesi var iki elin sesi var.

Elini ve dilini kötülüklerden koru.

Ellerini yıkamadan sofraya oturma.

Başkasına el açacağına git, çalış ve ekmeğini kendin kazan.

Yukarıdaki cümlelerde el kelimesi; hem yabana hem tutma organı anlamlarında hem de mecaz olarak bir deyim içinde kullanılmıştır. Biz cümleleri okuduktan soma bu kelimenin hangi anlamda kullanıldığını anlarız.

Buradan bağlamla ilgili genel bir sonuca ulaşabiliriz. O da "kelimelerin anlamları yoktur; kullanımları vardır." Yani biz kelimeye hangi anlam yüklersek ( gerçek, mecaz, kinaye vs.) kelime o anlama gelir. Bu da bağlamla ilgilidir.

Bağlam, sadece kelimelerin anlaşılması ile sınırlı bir şey değildir; ses, hareket, imaj, resim gibi birçok olgu ve durumun anlaşılması, yanlış anlaşılması veya hiç anlaşılmaması gene bağlamla ilgilidir. Örneğin; öğretmenin sınıfta masaya kalemle vurması öğrencilere bir uyarı anlamı taşır ve öğrenciler bundan, "Susunuz, dinleyiniz, konuşmayınız, dikkat ediniz, buraya bakınız." vb. anlamlar çıkanr. Oysa bu hareketin yukarıda sıralanan durumlarla ilgili bir anlamı yoktur.

Bir el hareketi yolun kenarında otostop veya araçları durdurma anlamına gelirken başka bir yerde bu hareket aynı anlama gelmediği gibi anlamsız bulunabilir, hatta bu hareketten kötü bir anlam bile çıkarılabilir. Örneğin; savaş filmlerinde beyaz mendil (bez) sallamak teslim olmayı, ateşkesi işaret ederken; bu hareket sokak ortasında aynı anlama gelmez. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bütün bunlar bizi göstergelerin ancak bağlamıyla bir değer ve anlam taşıdıklan sonucuna götürür.

Bir dilbilimi olarak aşağıdaki göstergeleri inceleyelim:

Şehit olmak, ölmek, vefat etmek, hayata gözlerini yummak, dünyasını değiştirmek, gebermek, tahtalı köye gitmek, Mevlasına kavuşmak, eşek cennetini boylamak...Bütün bu kelime grupları; "ruhun bedeni terk etmesi" ortak paydasında birleşmektedir. Ancak anlam bakımından birbirine benzeyen bu kelimelerin hiçbiri diğerinin yerine kullanılamaz. Bu kelimelerden birini kullanmaya kalktığımızda onunla anlam birlikteliği kuracak olan kelimeler de değişir. Aynı bağlamda yer alabilecek (eş anlamlı) olanlar dışında hepsi kendi bağlamını kendi seçer. Yani ölümü kutsal bir dava uğrunda olan kişi için şehit olmayı kullanırız; bu kelimeyi kullandığımız cümlede diğer kelimeler de bağdaşıklık ilişkisi kurar. Örneğin; şehit olan bir kişi için tahtalı köye gitti, eşek cennetini boyladı gibi argolar kullanmayız. Görüldüğü gibi ölen kişinin aynı dinden, aynı kültürden olması, sadece onun için kullanacağımız kelimeyi değil bağlamı da belirlemektedir. Kimse İstiklal Savaşı'nda Türklerle savaşırken ölen veya Hz.Peygamberle Bedir'de karşı karşıya savaşırken öldürülen birinin ölümü için gelişi güzel bir kelime kullanmaz; bunun gibi öldüren için de "katil" sıfatını değil ''kahraman" sıfatını kullanır.

Her millet, günlük hayatında, her duruma uygun bir söz kalıbı geliştirmiştir. Selamlaşma, hediye verme, kızma gibi durumlarda insanlar, içinde yaşadıkları toplumun kalıplaşmış kelime ve kavramlannı kullanarak ona uygun jest ve mimiklerle karşılık verir.

Uzun zaman başka kültürlerin içinde kalan kişilerde de görülen bu duruma, ülkemizde kalan futbolcu ve antrenörlerin (çalıştırıcılann) konuşmalarını, hâl ve tavırlannı örnek olarak verebiliriz. Bu durum aynı zamanda zihniyetin de nasıl belirlendiğini gösteren iyi bir örnektir. Çünkü o kişilerin, Müslüman olmamalarına rağmen sevinç, öfke ve beklenti gibi durumlarda Türk kültürüne dinden geçmiş kavramları kullandıklarını görüyoruz. İnşallah, maşallah gibi. Oysa bu kelimeler bağlama göre değer kazanan kavramlardır.

Örneğin; 'Bismillah' işe başlarken söylenen bir sözdür.

 

 

 

 

Dosya İndir

Kısa Bilgi

"

Beyit sayısı 15'ten fazla olan gazellere edebiyatımızda GAZEL-i MUTAVVEL adı verilir.

"


Çevrim içi

Şu anda 93 konuk çevrimiçi