Tanzimat Edebiyatı

YENİ TÜRK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

1) Lirik Şiir: İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. Divan edebiyatında özellikle gazeller, murabbalar; halk edebiyatında koşmalar, semailer lirik şiir türüne örnektir. Yeni Türk şiirinde lirik şiirler türlü biçimlerde yazılmıştır.

2) Pastoral Şiir: Doğa güzelliklerini, orman, yayla, çoban yaşamını ve bunlara karşı duyulan özlemleri dile getiren şiirlerdir. Batı edebiyatında doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı bir biçimde anlatan şiirlere “idil”, karşılıklı konuşma biçiminde yazılan pastoral şiire de “eglog” denir.

3) Didaktik Şiir: Belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan duygu yönü zayıf şiir türüdür. Manzum hikayeler ve fabller de bu gruba girer.

 

4) Epik Şiir: Konusu savaş, kahramanlık, yurt sevgisi olan ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiir türüdür.

 5) Dramatik Şiir: Olayları zaman sürecindeki gelişimiyle öyküleştiren şiir türüdür. Bu tür şiirlerde olaylar yazarın ağzından değil, şiirdeki kişiler tarafından gerçekleştirilir. Bir başka deyişle, olayın tiyatro biçiminde anlatılmasıdır. Yunan ve Latin edebiyatının ilk tiyaro örnekleri şiir biçiminde yazıldığı için bu şiirlere dramatik şiir denmiştir(Bir olayı dramatize etmek demek, oyunlaştırmak demektir).

 6) Satirik Şiir: Kişileri ya da toplumdaki aksaklıkları eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Divan edebiyatındaki hicviyeler ve halk edebiyatındaki taşlamalar bu gruptandır.

YENİ TÜRK EDEBİYATINDA DÜZYAZI TÜRLERİ

 1) Roman: Yaşanmış ya da tasarlanmış uzun ve birbirine bağlı birçok olayı bir temel düşünce çevresinde toplayıp yer ve zaman bildirerek anlatan uzun yazı türüdür.

2) Öykü (Hikaye): Yaşamda olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçüyle anlatan yazı türüdür. Hikayelerin kişileri azdır. Bir tek olay anlatmak amacıyla yazılır, derin çözümlemelere girilmez.

3) Tiyatro: Olayları, kişiler aracılığıyla sahnede oluş halinde gösteren yapıtlardır. Bir başka deyişle insan hayatını sahnede canlandırma sanatıdır. Tiyatro dini törenlerden doğmuş bir türdür.

EDEBİYATIMIZDA “İLK”LER:

  • Edebiyatımızdaki ilk çeviri Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği “Telemak”tır.
  • Edebiyatımızdaki ilk roman Şemsettin Sami’nin “Taaşuk-ı Talat ve Fitnat” adlı romanıdır.
  • Edebiyatımızdaki ilk gerçekçi roman Recaizade Ekrem’in “Araba Sevdası” adlı romanıdır.
  • Edebiyatımızdaki ilk köy konulu gerçekçi roman Nabizade Nazım’ın “Kara Bibik” adlı romanıdır.
  • Edebiyatımızdaki ilk tasvir ve tahlil ağırlıklı roman Namık Kemal’in “İntibah” adlı romanıdır.
  • Edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri Şinasi’nin “Şair Evlenmesi” adlı komedisidir.

 

 

BATI ETKİSİNDE TÜRK EDEBİYATI

1850 yıllarından günümüze kadar sürer. Amacı, metod bakımından Batılı, öz ve ruh bakımından milli bir edebiyat yaratmaktır. Türk toplumundaki esaslı değişmeleri , fikir ve yenilik hareketlerini yansıtır. Üç döneme ayrılır. :

1.Tanzimat Edebiyatı :1860’ta tercüman-ı ahval gazetesinin yayımlanmasıyla başlar, 1896’ya kadar sürer. Sarsıntılar geçiren Osmanlı İmp.u durumunu kurtarmak için, ordudan başlayarak ıslahat ve devrim hareketlerine girişiyordu . 3. Selim , 2. Mahmut , Abdülmecit dönemleri böyle geçmiştir.

Bu ortamda Batıcı ve yenilikçi olan şair ve yazarlar, sanatlarını toplum için kullandılar. Fransız kültürüyle yetişmiş ,romantik ve ülkücüydüler. Divan şiirini yıkmaya çalıştılar. Çok yönlüydüler: şair,romancı,tiyatro yazarı…vb. Sanattan çok,fikir ve ülkü peşindedirler; zulme,haksızlığa karşı savaş açarlar. Vatan ,millet,hürriyet,adalet,meşrutiyet kavramlarını heyecanla savunurlar. Daha geniş kitlelere seslenebilmek için ,dilde sadelik yanlısıdırlar. Hemen hepsi politikacı ve mücadele adamıdırlar. Tanzimat ikinci döneminde realizmin etkisi görülür. Şiirde konu birliğini sağladılar. Aruzla yazdılar. Düzyazı dilini şiire uyguladılar. Roman,hikaye,makale gibi türler,edebiyatımıza bu dönemde girdi. İlk Tanzimatçılar ,Divan şiirinin nazım biçimlerini kullandılar.

TANZİMAT DÖNEMİ SANATÇILARI:

 

 

ŞİNASİ (1826-1871): 1860’TA Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkararak yeni bir edebiyatın önderi olan Şinasi, orta  yetenekte bir şair olarak kabul edilir. Toplum için sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dilin süs ve özentiden kurtulup sadeleşmesi için çalışmıştır. Basılan ilk tiyatro eserini yazan sanatçı, aynı zamanda edebiyatımızda hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramları kullanan ilk kişidir. Edebiyatımızda akılcılığın ilk önderi sayılan Şinasi, noktalama işaretlerini edebiyatımıza kazandıran bir sanatçıdır.

 

Eserleri:

            Şair Evlenmesi (tiyatro), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler), Müntehabat-ı Eşar             (şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (atasözleri).

 

NAMIK KEMAL (1840-1888): İlk şiirlerini Divan şiirinin etkisiyle yazan sanatçı Şinasi’yle tanıştıktan sonra edebiyatın Batılılaşması gerektiğine inanır ve sonuna kadar da bu düşünceyi savunur. Daha çok hak, adalet, vatan, ahlk gibi temaları işler. İçerik olarak tamamen yeni olan şiirlerinde biçimsel olarak Divan edebiyatına bağlılık görülür. Hece ölçüsüyle denemeler yapmasına rağmen aruzu kullanmıştır. Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak kabul eden sanatçı, bu türde romantik dramların etkisindedir. Tiyatro eserlerinde teknik yönden yetersiz olan sanatçı kimi kez günlük konuşma dilini kullanır, kimi kez de süslü bir anlatıma başvurur. Romanlarında Batılı tekniğe uyma çabasındadır. Ancak tekniği sağlam değildir. Kahramanları romantizmin etkisiyle iyiler ve kötüler olmak üzere ayrılmıştır. Konuşma yerlerinde dil nispeten yalınken, betimlemelerde “sanatkârane”dir. Aynı zamanda gazeteci olan Namık Kemal mücadeleci bir kişiliğe sahiptir.

 

Eserleri:

Romanları:                    İntibah, Cezmi

Oyunları:                       Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin                                               Harzemşah, Karabela

Eleştirileri:                     Tahrib-i Harâbât. Takip

 

ZİYA PAŞA (1825-1880): Şiirleri içerik ve biçim açısından Divan edebiyatının özelliklerine uygunluk gösterir. Ancak hak, adalet, kanun gibi kavramları o da kullanmıştır. Batılılaşmada şiirlerinden çok düşünceleriyle önem taşır. Hece ölçüsüyle de denemeler yapmıştır. En ünlü eseri “Terkib-i Bent”idir.

 

“Harâbât” adlı Divan şiiri antolojisinin önsözündeki düşünceleri nedeniyle Namık Kemal’in eleştirilerine hedef olmuştur.

 

AHMET MİTHAT (1844-1912): Batılı roman ve hikaye tekniğiyle Türk halk hikayelerini uzlaştırmaya çalışan sanatçı halka seslenmeyi ve eserlerinde halkı eğitmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle sık sık olayların akışını keserek okuyucuya seslenmiştir. Teknik bir kaygı gütmeyen sanatçı, dönemin en çok okunan yazarıdır. Halka okuma alışkanlığı kazandırma konusundaki başarısı herkesçe kabul edilir. Genel olarak romantizmin etkisindeki sanatçı hemen her türde eser vermiştir. Halka seslenmeyi amaçladığı için de nispeten daha sade ve yalın bir dil kullanmıştır.

 

Kırktan fazla romanı, pek çok öyküsü ve tiyatro eseri olan sanatçının önemli eserleri şunlardır:

 

Romanları:                    Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Bey’le Rakım Efendi,                                         Yeryüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında…..

Öyküleri:                      Yeniçeriler, Letaif-i Rivayât (seri hikayeler)…..

Oyunları:                       Çerkez Özdenler, Çengi….

 

AHMET VEFİK PAŞA : Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk büyük temsilicisidir. Moliere komedilerinden yaptığı 16 çeviri ve uyarlamayla, Türk tiyatrosuna önemli hizmetler etti.

Eserleri: Lehçe-i Osmani, Şecere-i Türk, Moliere’den Zor Nikah, Meraki, Azarya, Zoraki Takip.

 

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914): “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir” ve “şiir ahlakla hizmet etmek zorunda değildir” düşüncesinde olan sanatçı daha çok aşk ve doğa konularını işler. Şiirlerinde romantizmin etkisinde olan Ekrem, yanlış batılılaşmayı ele aldığı “Araba Sevdası” adlı romanında realist bir tutum izlemeye çalışır. Sanatçının eski edebiyat taraftarlarıyla olan tartışmaları ünlüdür. Servet-i Fünuncuları bir araya toplayarak Servet-i Fünun hareketine önderlik etmiştir. Sanat için sanat anlayışına bağlı olan sanatçının dili yabancı sözcük ve tamlamalarla doludur.

 

Eserleri:

Şiirleri:  Nijat Ekrem, Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab,Zemzeme (I, II, III)

Oyunları:           Çok Bilen Çok Yanılır, Vuslat, Afife Anjelik

Hikayeleri:        Muhsin Bey, Şemsâ

Roman: Araba Sevdası

 

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN (1892-1937): Edebiyatımızda “şair-i azam” olarak adlandırılan sanatçı eskiyi yıkan ihtilalci kişiliğiyle tanınmıştır. Sanat için sanat görüşünde olan Hamit, romantizmin etksindedir ve en çok ölüm konusunu işler.

 

Oyunlarında tekniğe önem vermeyen sanatçı, bunları okumak için yazdığını söyler. Bunların bir kısmı manzum, bir kısmı düzyazıdır. Tiyatroda konunun yabancı toplumlardan alınması gerektiğini savunur.

 

Edebiyatımızda “tezatlar şairi” olarak da anılan sanatçının önemli eserleri şunlardır:

Şiirleri:              Sahrai Belde veya Divaneliklerim, Makber, Ölü, Hacle, Garam,                                                 Validem, İlhamı Vatan…..

Oyunları:                       Macera-yı Aşk, Sabr ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Tarık,                                       Zeynep, Finten, İlhan, Turhan, Hakan (Ayrıca hece ölçüsüyle ve                                      manzum olarak yazdığı iki oyunu da vardır: Nesteren ve Liberte)

 

SAMİPAŞAZADE SEZAİ (1860-1936): Gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı “Sergüzeşt” adlı romanıyla tanınır.

 

Öykülerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta toplamıştır.

 

NABİZADE NAZIM (1862-1893): Realist-natüralist bir anlayışı benimseyen sanatçının iki önemşi romanı “Kara Bibik” ve “Zehra”dır.